Tilki'nin Defteri

— Eşik Notları —

İşbu “Tilki'nin Defteri - (Eşik Notları)” içsel ve dışsal bir dil sahnesidir.

Tilki, âlemde hileyi, aldanışı tanıyan, kandırmayı bilen, kandırılması pek mümkün olmayan bir bilinçtir. Ancak Tilki’nin kendisini içine döndüren meseleleri vardır.

Tilki’nin meselesi başkası tarafından kandırılmak değildir; onun hakiki buhranı, kendi kendini kandırıp kandırmadığından emin olamamaktır. O, kimsenin kolay kolay aldatamayacağı biridir; fakat kendi içindeki gizli eğilimlerin, niyetlerin ve korkuların ve başka sır dolu işlerin aklını eğip bükmediğinden nasıl emin olacaktır? İşte bu konuşma, bu girift meselenin etrafında kurulmaktadır.

İnsan, kendini kandırmadığından nasıl emin olabilir?

Tilki’nin bu asıl ve sabit mesele etrafında oluşan tüm sorularına “O” zamiriyle cevap veren, Ahmet Turan Esin’dir.

1. Soru
Tilki sordu:
İnsan bir hakikati iddia ederken, aslında kendini saklıyor olabilir mi?
O cevap verdi:
Olabilir. Ama bunu genelleştiremez, bir genel hükme bağlayamazsın. Çünkü bu senin gizsizlik gücüne bağlıdır. Açalım: İddia sahibi olmak bir şekilde hakikat duyusuna uğramak demektir. Fakat hakikat duyusu, aynı zamanda hakikatin ağır çıplaklık talebinin duyusuna da uğramak demektir. Çünkü çoğu zaman fark edilmese de işin aslında hakikat mefhumunu uğramanın en derin koşulu, insanın en ağır çıplaklığı kaldırabilmesinden geçer. Ağır çıplaklık ise, en derin hâlde gizsizliğe girilmeden kaldırılabilecek bir şey değildir. Bu gizsizlik hâli olmaksızın ağır çıplaklık talebine uğramak ise, elbette en sinsi ve en kurnaz savunmaların üretilmesi ihtiyacına seni sürükler ki, bu da hakikat duyusuna uğrayanın kendisini kendi içinde daha çok saklanmaya iter. Yani ağır çıplaklık talebini kaldırma gücü veren gizsizlik hâli olmaksızın iddia sahibi olanlar, çoğu zaman bir şeyi öne sürerken aslında kendisiyle ilgili en gizli gerçeklerin yakalanmamasının yollarını da ararlar. En sert, en net, en kesin yargıların arkasında, aslında çoğunlukla görülmesi en istenmeyen gerçeklerin saklanılma çabası olur. Bu nedenle çoğu zaman saklayacak bir şeyleri olan insanın içinde hakikat duyusu duyulur duyulmaz bir açıklık oluşur, bir kırılma gelir. Bu haldeki bir insanın hakikatin eşiğindeyken ister istemez girdiği sabit çaba ise korunma refleksidir; ve bu refleks seni hemen temize çıkarır, hemen haklı kılmanın en süratli sapaklarını bulur; senin içinde sana daima korunaklı bir sığınak üretir. Bu sığınağa yerleştirilen en asli şey ise, senin çıplak kendindir. Nihayetinde ağır çıplaklık talebine karşı korku içinde olan herkes, en genel manasıyla hakikat mefhumunu sahiplenir sahiplenmez kendi kendini sürekli yinelenen ve büyüyen bir tehditin altına atar. Ve bu tehditi bizzat hakikat duyusunun kendisi doğurur. Ne çare ki bu tehdidi duyan ama gizsizlik gücünü geliştiremeyen kim olursa olsun tüm hayatı boyunca saklanmanın her yolunu deneyecektir. Ve bunun olması için de bir kez olsun iddia sahibi olmak bile yeterlidir. Fakat ağır çıplaklığı kaldırma gücü sarfedenler için iddia sahibi olmak sadece yalın bir olma hâlidir, içinde ve dışında hiçbir tilkinin barınamadığı. Böyle başlayalım.

Defterdeki Diğer Yazılar

22. Soru
Tilki sordu:
İnsanın içine sinmeyen şey nedir? Bazen her şey yerli yerinde görünür; söylenen söz makuldür, verilen karar açıklanabilir, yapılan iş dışarıdan bakınca yanlış da değildir. Ama insanın içinde yine de ince bir huzursuzluk kalır. Bu içe sinmemişlik neyin sesidir?

O cevap verdi:

İçe sinmemişlik insanın aklıyla susturduğu ama ruhuyla, kalbiyle henüz kabul etmediği şeyin izidir. İnsan bazen bir şeyi kendisine anlatır, açıklar, gerekçelendirir, hatta haklı b...

21. Soru
Tilki sordu:
İnsan kendini gerekçelerle nasıl yanıltır? Çünkü bazen insan açıkça yanlışı söylemiyor gibi görünür; hatta söylediği şeylerin hepsinin bir sebebi, bir açıklaması, bir mantığı vardır. Ama yine de ortada bir kaçış sezilir. Gerekçe ne zaman hakikati açıklayan bir şey olmaktan çıkıp, insanın kendini kandırdığı bir perdeye dönüşür?

O cevap verdi:

Bazı insanlar yalanı yanlışı çıplak hâliyle sevmez. Çünkü çıplak yalan onları rahatsız eder. Kendisini kötü, zayıf, haksız, korkak ya da çıkarcı hissettirebilir. Bu yüzden bu insan...

20. Soru
Tilki sordu:

İnsan bazen birine güven duyduğunu sanırken, aslında kendini kandırıyor olabilir mi? Çünkü güven dediğimiz şey her zaman bugünün meselesi gibi durmuyor. Sanki insan, daha çocukken tutulduğu, bağlandığı, etkilendiği yerleri tekrar arıyor. O zaman insan gerçekten güvendiği için mi güvenir; yoksa içinde eski bir eksikliği susturduğu için mi?

O cevap verdi:

Olabilir.Çünkü insanın güven dediği şey her zaman samimi olsa da hakiki, saf değildir. Hatta bazen güven hakikati görmemek ihtiyacından doğar, o hakikat hayli sevimsiz, işe yaramaz...

17. Soru
Tilki sordu:
Bazı insanlar yalan söyledikleri için sıkıntı çeker. Benim merak ettiğim başka bir şey var. İnsan neden bazen yalan söyleyemediği için sıkıntı çeker? Doğruyu söylemek istediğinden değil; yalan söyleyemediğinden.

O cevap verdi:

Çünkü doğru sözlü olmakla yalan söyleyememek aynı şey değildir. Bazen insanın yalan söylemeye gücü yetmez. Bu gücü doğru anla. Bazı insanlar vardır; bir yalan kuramazlar, yüzleri ...

Podcast Bölümleri