9. Soru
Tilki sordu:
"İnsan neden en çok kendine söylediği yalana inanır?"
O cevap verdi:
Çünkü insan için belirleyici olan şey, sözün doğruluğundan önce kaynağıdır, geldiği yerdir, tanıdık olup olmadığıdır. Dışarıdan gelen her söz, her zaman bir mesafe taşır; şüpheye açıktır, tartılır, sınanır, prensipte yabancıdır; oysa içeriden yükselen, dökülen, oluşan söz, bu mesafeyi ortadan kaldırmaktır. İnsan, kendi içinden geleni “ben” ile özdeşleştirir ve bu özdeşlik, sözü sorgulanamaz kılar; o ses bir şekilde tanıdıktır. Fakat bilinmez ki içeriden gelen her söz de gerçekten “kendine” ait değildir. İnsanın çoğu zaman kendi sesi sandığı şey, geçmişten kalan izlerin, bastırılmış arzuların ve başkalarından devralınmış anlamların tanıdıklaştırılmış, kabul edilebilir kılınmış üretiminden ibarettir. Bunlar içeride duyulduğu için, kabul edilebilir kılındığı için, kişiye ait sanılır. Kendini kandırmanın en açık ifadelerinden biri bu: Kendine, kendi aslına ait olmayan bir sesi, kendi sesin olduğuna inanıyorsun. Bu nedenle insan, dışarıdan söylenen her şeyi kolayca reddedebilir iken, içinden geliyorsa eğer, tanıdıklaştırılmışsa, oradan çıkan şey yalanların en büyüğü de olsa ona bütünüyle teslim olur. Bu yüzden kendini kandırmak, her şey bir tarafa, kişinin kendi içindeki yabancıyı tanıyamamasıdır.

Defterdeki Diğer Yazılar

17. Soru
Tilki sordu:
Bazı insanlar yalan söyledikleri için sıkıntı çeker. Benim merak ettiğim başka bir şey var. İnsan neden bazen yalan söyleyemediği için sıkıntı çeker? Doğruyu söylemek istediğinden değil; yalan söyleyemediğinden.

O cevap verdi:

Çünkü doğru sözlü olmakla yalan söyleyememek aynı şey değildir. Bazen insanın yalan söylemeye gücü yetmez. Bu gücü doğru anla. Bazı insanlar vardır; bir yalan kuramazlar, yüzleri ...