6. Soru
Tilki sordu:
İnsan kendini kandırdığını bilir mi, yoksa kandırmanın ta kendisi bunu bilmemek midir?
O cevap verdi:
Kendini kandırma savunmanın imkânını mümkün kılan temel hâldir. Bu yüzden onu diğer mekanizmalarla aynı düzlemde düşünmek eksik kalır. İnkâr, bastırma, rasyonalizasyon ya da entelektüelleştirme gibi süreçler, yani mekanizmalar, aslında daha derinde işleyen aldanmanın farklı tezahürleridir. Kendini kandıran kişi hakikati doğrudan reddetmez, onunla arasına ruhsal anlam, gerekçe, yorum ve başka kendine özgü saklı katmanları örer. Böylece gerçeklik de ortadan kalkmadan değiştirilebilinir kılınır. Kendini kandırma, bu anlamda gerçekliği ortadan kaldırmadan değiştirip dönüştürme eylemi olarak da anlaşılabilir. İnsan, kendi hakikatine doğrudan temas edemediğinde, onun yerine geçecek ikincil anlatılar, dünyalar üretir. Bu anlatılar ve dünyalar başlangıçta koruyucu bir işleve sahiptir; ancak zamanla bu anlatılar ve dünyalar kişinin gerçekliğin yerine koyduğu bir “ikame dünya”ya dönüşür. insan artık gerçeği çarpıtmamaktadır; bizzat çarpıtıp dönüştürdüğünü “gerçek” zannetmektedir. Kendini kandırmanın en güçlü yanı, kişiye bir “iç tutarlılık”, yahut “iç tutarsızlığa sırasıyla “uyanış”, “kırılış”,”şaşkınlık”, ve bu halden “kaçış” suretlerinde anlamlı yapılar tesis edebilme kabiliyeti ve işleyişi kazandırmasıdır. Şimdi; kendini kandırmanın aşılması, ancak mahiyeti “kendinden gayrı” bir aşkın yer’e (topos), ve “isme” bizzat “kendi’nde” teşkil olunmak suretiyledir. Ancak bu, mevcut psikoloji, felsefe, ilahiyat, ve tarikat ve benzerlerinin çerçeveleriyle değildir. Mevcut psikoloji, ilahiyat, felsefe ve tarikatsal (seyr’i) öğretiler zaten “zemin” bakımından ve kendilerini kandırıp kandırmadıkları bakımından şüpheli durumdadır. “Mahiyeti” ,kendi’nden gayrı bir aşk’ın ve aşk’ın’a ait yer’e (asl’i yer-topos- mekan)” ve ism’e (asl’i isim) “müteşekkilen” “kendi” olarak aşan, kendini kandırmaktan aşar. Bu suretteki bir “kendi”, iç’li bir isim’dir. Bu iç’li bir isim, kendine temas halindedir. Ancak İç’li isim olmayan kendini kandırıp kandırmadığını bilmez ve bilmeden savunmadadır. İç’li isim ise, esasen her şeye daha yeni başlamıştır.

Defterdeki Diğer Yazılar

17. Soru
Tilki sordu:
Bazı insanlar yalan söyledikleri için sıkıntı çeker. Benim merak ettiğim başka bir şey var. İnsan neden bazen yalan söyleyemediği için sıkıntı çeker? Doğruyu söylemek istediğinden değil; yalan söyleyemediğinden.

O cevap verdi:

Çünkü doğru sözlü olmakla yalan söyleyememek aynı şey değildir. Bazen insanın yalan söylemeye gücü yetmez. Bu gücü doğru anla. Bazı insanlar vardır; bir yalan kuramazlar, yüzleri ...