Ben Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ashabından otuz kişiye yetiştim; hepsi de bizzat kendi nefisleri için nifaktan (münafık olmaktan) korkuyorlardı.'' Hatta ki İslam'ın en azim şahsiyetlerinden biri olan, adaletiyle yeryüzünü titreten ve cennetle müjdelenen Hz. Ömer (r.a.) bile bu korkudan azade değildi. O, nefsinin akıbetinden daima endişe halindeydi. Bir gün, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sırdaşı olan ve münafıkların isimleri kendisine gizlice bildirilen Huzeyfe bin Yemân'ın (r.a.) yanına gitti. Kalbi şiddetli bir ızdırap ve korku içinde çarparken ona şu soruyu sordu: 'Ey Huzeyfe! Allah aşkına bana doğruyu söyle; Resulullah (s.a.v.) beni de o münafıklar arasında saydı mı?' Huzeyfe (r.a.) bu dehşetli tevazu ve korku karşısında: 'Hayır, vallahi hayır! Ve senden sonra (yani senin haricinde) kimseyi bu hususta temize çıkarmayacağım!' diyerek onu teskin etti. İşte uyanık bir kalbin, Yüce Allah'a karşı duyulan haşyetin işareti budur."
Ana Sayfaya
Hikmetler Defteri
Burada, Ahmet Turan Esin Beyfendi'nin hediye ettiği bir eserden, hikmetli bazı nasihat ve deyişlerin tercümelerini paylaşacağız.
Şemseddin (k.s.) bana şu sözüyle bir edep öğretti: “Şayet dünyada üşüyen tek bir mümin varsa, senin ısınmaya hakkın yoktur!” Ben de yeryüzünde üşüyen birtakım müminlerin daima bulunduğunu bildiğim için, hayatta olduğum sürece asla ısınamayacağım.
İnsanlar çoğunlukla şu dualarla yakarırlar: ''Allah'ım! Ölüme ve onun sekerâtına, kabre ve onun karanlıklarına, Kıyamet gününe ve onun sıkıntılarına karşı bize yardım et.'' Ben ise şöyle dua ederim: ''Allahım! Her an ve her durumda bana yardım et!
Her sabah güneş doğduğunda âlim, ilminin biraz daha ziyadeleşmesini arzu eder. Zâhid ise zühdünün daha da şiddetlenmesini temenni eder. Ebu'l-Hasan'ın tek derdi ise; bir din kardeşinin, bir masumun, bir garibin kalbine sürûr ve sevinç girmesine vesile olabilmektir.
Sakın ha, hiçbir kalbi incitme. Esir düşmüş, garip bırakılmış ve ağlayan hiçbir insanı incitme. Aşk yolunda çaresiz kalmış hiçbir yolcuyu incitme. Rahman'a ağlayıp sızlayan bir yüreği incitme ve belalara karşı sabret. Şayet bu dünyada hakiki anlamda bir insan isen, hiçbir canlıyı incitme. Günahlarınla ve zararınla kâinatın İftiharı'nı (sallallahu aleyhi vesellem) incitme... Hâsılı, kâmil mümin şudur ki; kalbi Cenâb-ı Allah'ın nazar ettiği ve bu şuur üzereyken asla hiç kimseye zarar vermeyen kimsedir. Mümin, kimseye yük olmaz. Bilakis, insanların yükünü hafifletir ve her daim etrafına rahmet ve huzur saçar.
Ben hikmeti körlerden öğrendim. Çünkü onlar iyice inceleyip tahkîk etmeden adımlarını atmazlar; eğer zemin sağlamsa basar ve yürürler, değilse orayı bırakıp sağlam olan başka bir yön ararlar. Kezâ ben de içinde ve istikbâlinde ne barındırdığını iyice düşünüp muhasebe etmediğim hiçbir işe koyulmam.