22. Soru
Tilki sordu:
İnsanın içine sinmeyen şey nedir? Bazen her şey yerli yerinde görünür; söylenen söz makuldür, verilen karar açıklanabilir, yapılan iş dışarıdan bakınca yanlış da değildir. Ama insanın içinde yine de ince bir huzursuzluk kalır. Bu içe sinmemişlik neyin sesidir?
O cevap verdi:
İçe sinmemişlik insanın aklıyla susturduğu ama ruhuyla, kalbiyle henüz kabul etmediği şeyin izidir. İnsan bazen bir şeyi kendisine anlatır, açıklar, gerekçelendirir, hatta haklı bile çıkarır, fakat açıklanmış olan her şey kabul edilmiş olmaz. Akıl bir şeye razı olmuş gibi davranabilir, fakat insanın daha derin yeri o rızaya şehadet etmek istemez. Bu hâl her zaman büyük bir hakikatin işareti değildir. Bazen sadece korkudur, alışkanlıktır, eski bir çekingenliğin bugüne kalıntısıdır. Ama bazen de kalbinin ölmemiş olmasındandır. İnsan bir şeyi çok hızlı savunmaya başlıyorsa, orada içine sinmemiş bir yer olabilir. Çok gerekçe buluyorsa, çok açıklıyorsa, çok “bunda bir şey yok” diyorsa, vardır orada bir şey. Çünkü insanın gerçekten içine sinen şey, kendini bu kadar telaşla ispat etmek zorunda kalmaz. İçe sinmek, insanın sadece memnun olması değildir. Kendi yaptığı şeyin karşısında saklanma ihtiyacı duymamasıdır. Kendine döndüğünde yüzünü fazla çevirmemesidir.Bu yüzden içine sinmeyen şeyden hemen kaçmamak gerekir. Onu hemen bastırmak da, hemen kabul edip saymak da aceleciliktir. İnsan önce ona bakmalıdır. içe sinmemişlik, insanın kendi hakikatinden kalan son küçük sızıntı bile olabilir. Bu yüzden ona bakmak lazımdır, dinlemek lazımdır. Aksi halde onu dinlemeyen insan zamanla daha rahat olur belki ama, artık daha sahici olamayacaktır.

Defterdeki Diğer Yazılar

17. Soru
Tilki sordu:
Bazı insanlar yalan söyledikleri için sıkıntı çeker. Benim merak ettiğim başka bir şey var. İnsan neden bazen yalan söyleyemediği için sıkıntı çeker? Doğruyu söylemek istediğinden değil; yalan söyleyemediğinden.

O cevap verdi:

Çünkü doğru sözlü olmakla yalan söyleyememek aynı şey değildir. Bazen insanın yalan söylemeye gücü yetmez. Bu gücü doğru anla. Bazı insanlar vardır; bir yalan kuramazlar, yüzleri ...

20. Soru
Tilki sordu:

İnsan bazen birine güven duyduğunu sanırken, aslında kendini kandırıyor olabilir mi? Çünkü güven dediğimiz şey her zaman bugünün meselesi gibi durmuyor. Sanki insan, daha çocukken tutulduğu, bağlandığı, etkilendiği yerleri tekrar arıyor. O zaman insan gerçekten güvendiği için mi güvenir; yoksa içinde eski bir eksikliği susturduğu için mi?

O cevap verdi:

Olabilir.Çünkü insanın güven dediği şey her zaman samimi olsa da hakiki, saf değildir. Hatta bazen güven hakikati görmemek ihtiyacından doğar, o hakikat hayli sevimsiz, işe yaramaz...

21. Soru
Tilki sordu:
İnsan kendini gerekçelerle nasıl yanıltır? Çünkü bazen insan açıkça yanlışı söylemiyor gibi görünür; hatta söylediği şeylerin hepsinin bir sebebi, bir açıklaması, bir mantığı vardır. Ama yine de ortada bir kaçış sezilir. Gerekçe ne zaman hakikati açıklayan bir şey olmaktan çıkıp, insanın kendini kandırdığı bir perdeye dönüşür?

O cevap verdi:

Bazı insanlar yalanı yanlışı çıplak hâliyle sevmez. Çünkü çıplak yalan onları rahatsız eder. Kendisini kötü, zayıf, haksız, korkak ya da çıkarcı hissettirebilir. Bu yüzden bu insan...