13. Soru
Tilki sordu:
İnsan öfkelendiğinde… gerçekten karşısındakine mi kızar, yoksa kendisiyle mi ilgilidir bu daha çok?
O cevap verdi:
İnsan çoğu zaman karşısındakine kızdığını zanneder ama öfkenin yöneltildiği ile kaynağı aynı şey olmaz. Öfke çok nadiren başladığı yere doğru akar. Çoğu zaman taşınamaz olan bir şeyi taşınabilir olana doğru yönlendirir. Çünkü insan genellikle kendisine kızamaz. Çünkü kendisine kızmanın bilançosuna hazır hissetmez kendini, hazırlamamıştır ruhunu. Kendi eksikliğini, kendi acziyetini, kendi yetersizliğini görmek bile istemez. Bu ağır gelir. Ne yapar o zaman? Daha güvenli bir hedef bulur. Daha "haklı" görünebileceği bir yer. Gider oraya öfkelenir. Şimdi dikkat et… İnsanın en şiddetli öfkeleri, çoğu zaman en zayıf olduğu yerlerden çıkar. Ama o zayıflığı kabul etmek yerine, onu dışarıda bir düşmana çevirir. Bu yüzden öfke çoğu zaman bir saldırı olarak görülmemeli, bir savunma olarak görülmelidir. Bu hayli sakıncalı ve yaygın olan bir şeydir. Çünkü insan bunu hiç fark etmezse ömür boyu yanlış insanlara kızar, öfkesinin asıl kaynağını kendine dahi kapalı tutar. Bunların halli vardır. Ama şimdilik bu kadarını söyleyelim: Eğer öfken seni sürekli başkalarına götürüyorsa, orada hâlâ kendinden kaçıyorsun demektir.

Defterdeki Diğer Yazılar

17. Soru
Tilki sordu:
Bazı insanlar yalan söyledikleri için sıkıntı çeker. Benim merak ettiğim başka bir şey var. İnsan neden bazen yalan söyleyemediği için sıkıntı çeker? Doğruyu söylemek istediğinden değil; yalan söyleyemediğinden.

O cevap verdi:

Çünkü doğru sözlü olmakla yalan söyleyememek aynı şey değildir. Bazen insanın yalan söylemeye gücü yetmez. Bu gücü doğru anla. Bazı insanlar vardır; bir yalan kuramazlar, yüzleri ...