18. Soru
Tilki sordu:
Kendini sevmek denilen şey nedir? İnsan kendini nasıl sever?
O cevap verdi:
Önce şu soruyu sormak gerekir: İnsan kendini sever mi, yoksa kendisi hakkında kurduğu resmi mi sever? Çoğu insan kendisi olmak istediği kişiyi sever. Bu çok yaygın bir şeydir. Bir kere bu yüzden kendini sevdiğini söyleyenlerin önemli bir kısmı, aslında kendilerini bilmezler, kendilerini sevemezler, kendilerini olmak istedikleri kişiyi severler, ve bu sevgi, esasında sevgi değil bir korumadır. Yani kendini sevmek değildir, kendini kendinden dahi korumayı başarmış olmaktır. Kendini koruyan insan kusurlarından kaçar. Kendini seven insan kusurlarına bakabilir. Kendini koruyan insan, hakkında kötü söz duyunca öfkelenir. Kendini seven insan, o sözün içinde kendisine ait bir pay olup olmadığını araştırabilir. Kendini koruyan insan, yarasını saklar. Kendini seven insan, yarasını inkâr etmez. İnsan kendisini sevmeye, kendisi hakkında kurduğu hikâyelerden, kendini aklamalarından, kendine hazırladığı kurtarma rampalarından vazgeçmeye başladığında yaklaşır. Çünkü sevgi, hayale değil, temasa muhtaçtır, temâs iledir. O çarpışma olmak zorundadır. Kendini hiç görmemiş birinin kendini sevdiğini söylemesi kolaydır. Zor olan, kendi korkaklığını, kıskançlığını, tamahını, gösterişini, acizliğini görmek ve buna rağmen kaçmamaktır. Yani kendini sevmek, kendine kırılganca hayran olmak değildir, aksine bir şekilde kendinden kaçmayı bırakmaktır. Çünkü insanın kendisiyle arasındaki mesafe kapanırsa, kendine vurursa, kendine gelirse, sevgi zaten ayrıca çağrılmak zorunda da değildir. En basitiyle söyledik.

Defterdeki Diğer Yazılar

17. Soru
Tilki sordu:
Bazı insanlar yalan söyledikleri için sıkıntı çeker. Benim merak ettiğim başka bir şey var. İnsan neden bazen yalan söyleyemediği için sıkıntı çeker? Doğruyu söylemek istediğinden değil; yalan söyleyemediğinden.

O cevap verdi:

Çünkü doğru sözlü olmakla yalan söyleyememek aynı şey değildir. Bazen insanın yalan söylemeye gücü yetmez. Bu gücü doğru anla. Bazı insanlar vardır; bir yalan kuramazlar, yüzleri ...

20. Soru
Tilki sordu:

İnsan bazen birine güven duyduğunu sanırken, aslında kendini kandırıyor olabilir mi? Çünkü güven dediğimiz şey her zaman bugünün meselesi gibi durmuyor. Sanki insan, daha çocukken tutulduğu, bağlandığı, etkilendiği yerleri tekrar arıyor. O zaman insan gerçekten güvendiği için mi güvenir; yoksa içinde eski bir eksikliği susturduğu için mi?

O cevap verdi:

Olabilir.Çünkü insanın güven dediği şey her zaman samimi olsa da hakiki, saf değildir. Hatta bazen güven hakikati görmemek ihtiyacından doğar, o hakikat hayli sevimsiz, işe yaramaz...

21. Soru
Tilki sordu:
İnsan kendini gerekçelerle nasıl yanıltır? Çünkü bazen insan açıkça yanlışı söylemiyor gibi görünür; hatta söylediği şeylerin hepsinin bir sebebi, bir açıklaması, bir mantığı vardır. Ama yine de ortada bir kaçış sezilir. Gerekçe ne zaman hakikati açıklayan bir şey olmaktan çıkıp, insanın kendini kandırdığı bir perdeye dönüşür?

O cevap verdi:

Bazı insanlar yalanı yanlışı çıplak hâliyle sevmez. Çünkü çıplak yalan onları rahatsız eder. Kendisini kötü, zayıf, haksız, korkak ya da çıkarcı hissettirebilir. Bu yüzden bu insan...

22. Soru
Tilki sordu:
İnsanın içine sinmeyen şey nedir? Bazen her şey yerli yerinde görünür; söylenen söz makuldür, verilen karar açıklanabilir, yapılan iş dışarıdan bakınca yanlış da değildir. Ama insanın içinde yine de ince bir huzursuzluk kalır. Bu içe sinmemişlik neyin sesidir?

O cevap verdi:

İçe sinmemişlik insanın aklıyla susturduğu ama ruhuyla, kalbiyle henüz kabul etmediği şeyin izidir. İnsan bazen bir şeyi kendisine anlatır, açıklar, gerekçelendirir, hatta haklı b...