19. Soru
Tilki sordu:
Ağlayamıyorum. İçimde bir şey düğümleniyor ama gözümden yaş gelmiyor. Bunun yerine öfkeleniyorum. En küçük şey bile beni sinirlendiriyor. İnsan ağlayamadığında neden öfke kusar?
O cevap verdi:
Çünkü bazı insanlar ağlamayı zayıflık sanarak büyürler. Sonra gün gelir, acıları gitmez; sadece kıyafet değiştirir. Ağlayamayan insanın acısı yok olmaz. Yasını tutamadığı şeyler, öfke kılığına girer. Kaybını kabul edemediği yerler, hiddet olarak geri döner. Kırgınlık yumruğa dönüşür, özlem bağırmaya. Öfke çoğu zaman insanın sandığı kadar güçlü bir duygu değildir. Çoğu öfkenin arkasında korunmasız bir yer vardır; yumruğunu sıkıyordur, tüküre tüküre patlıyordur, çünkü kalbini açamıyordur. Bu yüzden dikkat et. Bir insanın neye ağlayamadığı önemlidir. Bazı insanların öfkesi, aslında gözlerinden çıkamayan yaşların sesinden ibarettir. Ama şunu da unutma ki, insan, ağlayamadığı müddetçe öfkesinin sebebini yanlış yerde aramaya devam eder. Birini suçlar, bir olayı suçlar, hayatı suçlar, suçlayamayacağı bir şey yoktur. Halbuki bazen mesele ne dışarıdadır ne de başkalarında, tüm meselenin esası yıllardır çıkmak için bekleyen bir damla gözyaşının önünde nöbet tutan gururudur. O gururu da iyi bilmek lazım. Her şeyden olabilir o.

Defterdeki Diğer Yazılar

17. Soru
Tilki sordu:
Bazı insanlar yalan söyledikleri için sıkıntı çeker. Benim merak ettiğim başka bir şey var. İnsan neden bazen yalan söyleyemediği için sıkıntı çeker? Doğruyu söylemek istediğinden değil; yalan söyleyemediğinden.

O cevap verdi:

Çünkü doğru sözlü olmakla yalan söyleyememek aynı şey değildir. Bazen insanın yalan söylemeye gücü yetmez. Bu gücü doğru anla. Bazı insanlar vardır; bir yalan kuramazlar, yüzleri ...

20. Soru
Tilki sordu:

İnsan bazen birine güven duyduğunu sanırken, aslında kendini kandırıyor olabilir mi? Çünkü güven dediğimiz şey her zaman bugünün meselesi gibi durmuyor. Sanki insan, daha çocukken tutulduğu, bağlandığı, etkilendiği yerleri tekrar arıyor. O zaman insan gerçekten güvendiği için mi güvenir; yoksa içinde eski bir eksikliği susturduğu için mi?

O cevap verdi:

Olabilir.Çünkü insanın güven dediği şey her zaman samimi olsa da hakiki, saf değildir. Hatta bazen güven hakikati görmemek ihtiyacından doğar, o hakikat hayli sevimsiz, işe yaramaz...

21. Soru
Tilki sordu:
İnsan kendini gerekçelerle nasıl yanıltır? Çünkü bazen insan açıkça yanlışı söylemiyor gibi görünür; hatta söylediği şeylerin hepsinin bir sebebi, bir açıklaması, bir mantığı vardır. Ama yine de ortada bir kaçış sezilir. Gerekçe ne zaman hakikati açıklayan bir şey olmaktan çıkıp, insanın kendini kandırdığı bir perdeye dönüşür?

O cevap verdi:

Bazı insanlar yalanı yanlışı çıplak hâliyle sevmez. Çünkü çıplak yalan onları rahatsız eder. Kendisini kötü, zayıf, haksız, korkak ya da çıkarcı hissettirebilir. Bu yüzden bu insan...

22. Soru
Tilki sordu:
İnsanın içine sinmeyen şey nedir? Bazen her şey yerli yerinde görünür; söylenen söz makuldür, verilen karar açıklanabilir, yapılan iş dışarıdan bakınca yanlış da değildir. Ama insanın içinde yine de ince bir huzursuzluk kalır. Bu içe sinmemişlik neyin sesidir?

O cevap verdi:

İçe sinmemişlik insanın aklıyla susturduğu ama ruhuyla, kalbiyle henüz kabul etmediği şeyin izidir. İnsan bazen bir şeyi kendisine anlatır, açıklar, gerekçelendirir, hatta haklı b...