12. Soru
Tilki sordu:
İnanç dediğimiz şey, gerçekten hakikate açılan bir kapı mı, yoksa insanın kendi korkularını örtmek için kurduğu incelikli bir savunma mı?
O cevap verdi:
İnanç, ne sandığın gibi sadece bir kapıdır.. ne de düşündüğün gibi yalnızca bir savunma. Sen insanların inanç gösterirken inançlı olduğunu mu sanıyorsun? İnsan çoğu zaman inanmaz. İnandığını zanneder. Çünkü inanmak dediğin şey, insanın kendisini ortaya koymasını gerektirir. Kendisini riske etmesini. Ama insan ne yapar? İnancı, kendisini koruyacak şekilde kullanır. Bir sığınak haline getirir. Bir kimlik haline getirir. Bir aidiyet haline getirir. Böyle olunca da… İnanç, hakikate açılan bir kapı olmaktan çıkar.. İnsanın kendisinden kaçtığı bir perdeye dönüşür. Gerçek inanç seni senden alır. Seni, kendin sandığın şeyden söker. İnandığın şeyi değil.. İnandığını sandığın seni yıkar. Bu yüzden çoğu insan, inançtan değil inanç fikrinden beslenmektedir. Yaygın olanı o. Çünkü korunaklı olanı o. İnanç fikri güvenlidir. Ama inançlı olmanın kendisi tehlikelidir. Çünkü gerçek inancın demiri doğru durmaya atılmıştır, doğruya kenetlidir. Bu yüzden gerçekten inançlı insan hakikati kontrol etmez. Hakikat tarafından açığa çıkarılır. Ama herkes açığa çıkmayı kaldırabilecek kadar güçlü değildir.

Defterdeki Diğer Yazılar

17. Soru
Tilki sordu:
Bazı insanlar yalan söyledikleri için sıkıntı çeker. Benim merak ettiğim başka bir şey var. İnsan neden bazen yalan söyleyemediği için sıkıntı çeker? Doğruyu söylemek istediğinden değil; yalan söyleyemediğinden.

O cevap verdi:

Çünkü doğru sözlü olmakla yalan söyleyememek aynı şey değildir. Bazen insanın yalan söylemeye gücü yetmez. Bu gücü doğru anla. Bazı insanlar vardır; bir yalan kuramazlar, yüzleri ...

20. Soru
Tilki sordu:

İnsan bazen birine güven duyduğunu sanırken, aslında kendini kandırıyor olabilir mi? Çünkü güven dediğimiz şey her zaman bugünün meselesi gibi durmuyor. Sanki insan, daha çocukken tutulduğu, bağlandığı, etkilendiği yerleri tekrar arıyor. O zaman insan gerçekten güvendiği için mi güvenir; yoksa içinde eski bir eksikliği susturduğu için mi?

O cevap verdi:

Olabilir.Çünkü insanın güven dediği şey her zaman samimi olsa da hakiki, saf değildir. Hatta bazen güven hakikati görmemek ihtiyacından doğar, o hakikat hayli sevimsiz, işe yaramaz...

21. Soru
Tilki sordu:
İnsan kendini gerekçelerle nasıl yanıltır? Çünkü bazen insan açıkça yanlışı söylemiyor gibi görünür; hatta söylediği şeylerin hepsinin bir sebebi, bir açıklaması, bir mantığı vardır. Ama yine de ortada bir kaçış sezilir. Gerekçe ne zaman hakikati açıklayan bir şey olmaktan çıkıp, insanın kendini kandırdığı bir perdeye dönüşür?

O cevap verdi:

Bazı insanlar yalanı yanlışı çıplak hâliyle sevmez. Çünkü çıplak yalan onları rahatsız eder. Kendisini kötü, zayıf, haksız, korkak ya da çıkarcı hissettirebilir. Bu yüzden bu insan...

22. Soru
Tilki sordu:
İnsanın içine sinmeyen şey nedir? Bazen her şey yerli yerinde görünür; söylenen söz makuldür, verilen karar açıklanabilir, yapılan iş dışarıdan bakınca yanlış da değildir. Ama insanın içinde yine de ince bir huzursuzluk kalır. Bu içe sinmemişlik neyin sesidir?

O cevap verdi:

İçe sinmemişlik insanın aklıyla susturduğu ama ruhuyla, kalbiyle henüz kabul etmediği şeyin izidir. İnsan bazen bir şeyi kendisine anlatır, açıklar, gerekçelendirir, hatta haklı b...