23. Soru
Tilki sordu:
İnsan neden tereddüt eder? Bazen önünde iki yol olduğu için mi durur, yoksa aslında hangi yolu seçeceğini bildiği halde, seçimin açacağı hakikatten mi çekinir?
O cevap verdi:
Tereddütlü insan, bazı zamanlar bildiği şeyin bedeline hazır olmadığı için durmuştur. Çünkü seçmek, sadece bir yol almanın ilerisinde, diğer ihtimallerden de vazgeçmektir. Tereddütlü insanların kimisi, birer ihtimal insanıdır; ihtimallerde nefes alabilen insanlardır. Bu insanlar karar verdiği anda, kendisini de ele verir. Neyi istediği, neyden korktuğu, neye kıyamadığı, nerede zayıf düştüğü gerçekten görünür olmamalıdır. Yani tereddüt her zaman dikkatli olmanın adı değildir, o bazen saklanmanın adıdır. Tereddüt insana tuhaf bir ara bölge verir. Orada insan kendisini henüz suçlu saymaz, henüz sorumlu da saymaz. Çünkü ortada verilmiş bir karar yoktur. Ama bir çok verilmiş kararın tereddütüdür o. İşin aslı, beklemesi ile seçmesi arasında fark yoktur onun, o sadece saklanabilmiş olmakla ilgilidir. Yeterince saklanabildiğinden emin değilse, kendi arzusu hakkında kendine dahi “emin değilim” diyebilir, çünkü yakalanma tehlikesini sezmiştir. Yani bazı tereddütler masum değildir. Çünkü bazıları tereddüt içindeyken aslında sadece delil karartmakla meşguldür veya sahte delil oluşturmakla, saklanmakla, yakalanmamakla.

Defterdeki Diğer Yazılar

17. Soru
Tilki sordu:
Bazı insanlar yalan söyledikleri için sıkıntı çeker. Benim merak ettiğim başka bir şey var. İnsan neden bazen yalan söyleyemediği için sıkıntı çeker? Doğruyu söylemek istediğinden değil; yalan söyleyemediğinden.

O cevap verdi:

Çünkü doğru sözlü olmakla yalan söyleyememek aynı şey değildir. Bazen insanın yalan söylemeye gücü yetmez. Bu gücü doğru anla. Bazı insanlar vardır; bir yalan kuramazlar, yüzleri ...

20. Soru
Tilki sordu:

İnsan bazen birine güven duyduğunu sanırken, aslında kendini kandırıyor olabilir mi? Çünkü güven dediğimiz şey her zaman bugünün meselesi gibi durmuyor. Sanki insan, daha çocukken tutulduğu, bağlandığı, etkilendiği yerleri tekrar arıyor. O zaman insan gerçekten güvendiği için mi güvenir; yoksa içinde eski bir eksikliği susturduğu için mi?

O cevap verdi:

Olabilir.Çünkü insanın güven dediği şey her zaman samimi olsa da hakiki, saf değildir. Hatta bazen güven hakikati görmemek ihtiyacından doğar, o hakikat hayli sevimsiz, işe yaramaz...

21. Soru
Tilki sordu:
İnsan kendini gerekçelerle nasıl yanıltır? Çünkü bazen insan açıkça yanlışı söylemiyor gibi görünür; hatta söylediği şeylerin hepsinin bir sebebi, bir açıklaması, bir mantığı vardır. Ama yine de ortada bir kaçış sezilir. Gerekçe ne zaman hakikati açıklayan bir şey olmaktan çıkıp, insanın kendini kandırdığı bir perdeye dönüşür?

O cevap verdi:

Bazı insanlar yalanı yanlışı çıplak hâliyle sevmez. Çünkü çıplak yalan onları rahatsız eder. Kendisini kötü, zayıf, haksız, korkak ya da çıkarcı hissettirebilir. Bu yüzden bu insan...

22. Soru
Tilki sordu:
İnsanın içine sinmeyen şey nedir? Bazen her şey yerli yerinde görünür; söylenen söz makuldür, verilen karar açıklanabilir, yapılan iş dışarıdan bakınca yanlış da değildir. Ama insanın içinde yine de ince bir huzursuzluk kalır. Bu içe sinmemişlik neyin sesidir?

O cevap verdi:

İçe sinmemişlik insanın aklıyla susturduğu ama ruhuyla, kalbiyle henüz kabul etmediği şeyin izidir. İnsan bazen bir şeyi kendisine anlatır, açıklar, gerekçelendirir, hatta haklı b...