Hey! Tom Bombadil, Tom Bombadillo!
Su, orman, tepe, saz ve söğüt adına,
Ateş, güneş, ay adına, dinle şimdi, duy bizi!
Gel Tom Bombadil, ihtiyacımız var sana!
Tolkien’in Orta Dünya’sında Tom Bombadil tuhaf bir arkadaştır. Ne Elf ne İnsan ne de Hobbit; onlardan daha eski, daha derin bir şey. Yüzüğün üzerinde hiçbir gücü yoktur, büyük savaşlara katılmaz, siyasi hiçbir taraf tutmaz. Ama varlığı/ağırlığı tartışılmaz. Frodo ve arkadaşları Eski Orman’da çaresiz kaldıklarında Bombadil’e yukarıda paylaştığım şiirle seslenirler. Bu şiiri onlara öğreten bizzat Bombadil'in kendisidir; Zorda kalırsanız bana bu şekilde seslenin der. Hobbitler çağırır, Bombadil de gelir.
İşte bu hadisenin içinde tasavvufun yüzyıllardır söylediği bir şey gizlidir: himmet.
Tasavvufta himmet, bir velinin manevi yardımıdır. Yolda olan kişi bir noktada kendi gücünün sınırına gelir. O an büyük bir şeyhe yaşayan ya da ahirette olan seslenir, onun ruhani yardımını talep eder. Bu bir zayıflık değil, olgunluktur. Kişi ne zaman yardıma ihtiyacı olduğunu bilmektedir artık.
Şiire bakıldığında işleyiş neredeyse aynıdır. Önce isim tekrarlanır: “Tom Bombadil, Tom Bombadillo!” İsmin tekrarı zikir gibi tekrarlanır; zihni ve ruhu aynı noktaya odaklar. Sonra varlık hatırlatılır: su, orman, ateş, güneş, ay… “Sen bunların efendisisin, bunlar sana tanıklık eder” denilmektedir. Tasavvufta veliye seslenirken de onun makamı, bağlı olduğu silsile anılır. Son dize ise saf bir teslimiyettir: “ihtiyacımız var sana.” abartısız, pazarlıksız tam bir samimiyetle...
Bombadil’in neden geldiği, gelir mi, gelmez mi gibi mevzular sorgulanmaz. Gelir, çünkü çağrıldı. Çünkü ihtiyaç harbidir. Tasavvufta da böyledir: himmet ehlinden himmet beklenir, çağrı samimiyse karşılıksız kalmaz.
Tolkien bilinçli bir tasavvuf yorumu yapmamıştır elbette. Ama büyük edebiyat, kitaplardan değil insanlığın ortak hafızasından beslenir. Sufi buna veli der, peri masalları iyi büyücü der, Tolkien ona Tom Bombadil der.
“Gel Tom Bombadil, ihtiyacımız var sana” diyen Hobbit ile halvette “ya şeyh, himmet” diyen talib aynı insan hakikatinin iki yüzüdür: yalnız kalmamak için seslenmek, seslenmek için güvenmek, güvenmek için acziyeti kabullenmek.
bitirelim;
“kılıç mı keser himmet giyeni...”