Tekke ve Halk Edebiyatı Makaleleri

Neden Seçtik?

Rıza Tevfik Bölükbaşı (1869-1949), nâm-ı diğer Filozof Rıza Tevfik, tıptan siyasete, felsefeden edebiyata, tasavvuftan sanata birçok sahaya uzanan ilgileri ve verdiği eserler ile yakın tarihimizde iz bırakmış en önemli münevverlerden biridir. Serâb-ı Ömrüm’de melankolik bir şair, Felsefe Dersleri, Kâmûs-ı Felsefe ve daha birçok kitap ve makalesinde araştırmacı bir filozof olarak bizi karşılayan yazar, entelektüel kariyeri boyunca kültür tarihçiliğinden edebiyat eleştirmenliğine daha birçok farklı kostüm ile okur karşısına çıkar. Gördüğünüz eserde onun Türk halk ve tasavvuf edebiyatıyla ilgili olarak kaleme aldığı 72 makalesi bir araya getirilmiştir. 

Saha üzerine çalışmalarına kendi ifadeleriyle bir “hakikat arama” gayretiyle başlayan yazar, “Türk milletinin öz benliğinden doğmuş ve onun ruhunu en güzel şekilde yansıtan edebî ve felsefî örnekleri keşfettikten sonra bunlardan Türk aydınlarını da haberdâr etmek” istemiştir. Tevfik’e göre “ecdadımızın yüzde 99’unun hayât-ı hakîkiyesini temsil eden bu edebiyat, bizi ecdadımıza hissen, mânen, muhabbeten rabteden munis bir lisanla yazılmış olup, Türklüğün mükemmel bir heykelinin yapılabilmesi için bütün bunların bilinmesi gerekir.” Kamu Âlem olarak, özümüz ve kimliğimizle bağımızın çok daha zayıfladığı zamanımızda, bu yöndeki gayretleri her zamankinden kıymetli buluyoruz.

Bize Ne Söyler?

Eser bizi Yûnus Emre, Arşî, Sun’ullah Gaybî Baba, Şeyh İbrahim Efendi, Edîb Harâbî, Nesîmî, Sâfî, Şebüsterî, Muhîtî, Seyyid İmâdeddin, Nakşî-yi Akkirmânî, Hâşim Baba vb. bugün birçoğunun ismi bile bilinmeyen büyük Türk ve İslam edîb ve sûfîlerinin hatırasıyla buluşturur. Bu isimleri ve düşüncelerini daha yakından tanırken, eserlerinden seçmeleri de Tevfik’in yorum ve açıklamaları eşliğinde tecrübe etme imkânı buluruz. Eserde bunun yanı sıra edebiyatımızın devriyye, destan, nefes, ilâhî, manzum mev’ize, türkü, rubâî, mânî ve daha birçok türüyle alakalı yetkin açıklama ve bahisler yer alır. Bu kıymetli derleme, edebiyatımızdaki yaygın temalar, ıstılahlar, tarzlar ve sembollere âşinalık kazanmak isteyenler için de keyifli bir okumadır. 

Tevfik, bu zengin mirası gün yüzüne çıkarıp yorumlarken, yer yer Emerson, Bergson ve İngiliz şair Arbuthnot gibi Batılı mütefekkir ve edebiyatçıların eser ve düşüncelerine de atıflar yapar. Diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserdeki makalelerinde de Tevfik’in birçok yerde mukayeseli bir tarz benimsediği, açıklamalarında Batı düşüncesinin kavramlarını da sıklıkla kullandığı görülür. Son olarak bu bağlamda eserle ilgili tenkite açık bir nokta olarak ise, yazarın bazı edebî ve tasavvufî eserlerimizde ortaya konan yaklaşımları, Batı düşüncesinden aslında kendileriyle birebir aynı olmayan belli felsefî görüşler ve ekoller ile eş tutarak mütalaa etmesi zikredilebilir. Bu ise Türkçe’deki hem felsefe hem de edebiyat tarihi çalışmalarının ilklerinden olan böyle bir eser için anlaşılabilir bir durumdur.