Seküler Çağ (A Secular Age) – Charles Taylor – 2007
Seküler Çağ (A Secular Age) – Charles Taylor – 2007
Neden Seçtik?
Türkiye toplumunun anlam, değer ve inanç dünyasının ahvali ile ilgili bir tespitte bulunmak gerekirse, oldukça özlü olarak kafaların çok karışık olduğunu söylemek hatalı olmayacaktır. Kafaların bu kadar karışık olmasının temel sebeplerinden biri ise, toplum olarak dine hayatımızın hangi alanlarında, ne şekilde, ne miktarda ve hangi yollarla yer vereceğimizi hem bireysel hem de toplumsal düzlemlerde netleştirememiş olmamızdır. Din toplumun önemli bir kesiminin hayatında hâlâ azımsanamayacak bir güce sahipken, genel olarak hem inançlar hem de pratikler noktasında kan kaybına uğradığı da bir gerçektir. Bu olgu, Türkiye’nin kendi hikâyesiyle irtibatlı hususiyetler barındırsa da aslında ülkemize has bir durum olmaktan çok uzaktır. Hatta tam tersine, Türkiye’nin bu anlamda geçirdiği dönüşümleri büyük oranda Batı’nın geçirdiği dönüşümlere bağlamak isabetli olur. Ne var ki bu dönüşümü bir realite olarak yaşarken, dahası tartışırken, onun kaynaklarının, onu nelerin mümkün kıldığının, aşamalarının ve serencamının nitelikli biçimde farkında olduğumuzdan söz etmek zordur.
Taylor’ın bu detaylı ve de kapsamlı ödüllü eseri, işte dinin bireyin ve toplumun inanç ve eylem dünyasındaki yerinin kararlı biçimde sorgulanıp geriletildiği kabaca 500 yıllık bir dönüşüm sürecini masaya yatırır. Laiklik, bireysellik, modern ahlak ve anlam krizi gibi konuları ele alması bakımından, Türkiye gibi modernleşme süreçleriyle yüzleşen ülkeler için ziyadesiyle anlamlı bir içeriğe sahiptir. Ayrıca sanal sosyal mecralarda sık sık gündem olmaktan geri kalmasa da sahici bir derinliğe sahip olamadığı görülen teizm & ateizm vb. konulardaki tartışmalarda her iki tarafa faydalı olabilecek bir yapıdadır; zira eser hem seküler hem de dini perspektiflerden okunduğunda anlamlı olan nadir çalışmalardandır. Zamanımızın bu çalışmayı okumayı anlamlı kılan bir diğer acı ve çarpıcı hadisesi ise şüphesiz Gazze’de 1,5 senedir devam eden soykırımın, küresel çapta insanlığın anlam ve değer dünyasında yepyeni sarsıntıları doğurmuş olmasıdır. Seküler Çağ tüm bunlar ve çok daha fazlasına dair söyleyecekleri olan çağdaş bir klasiktir.
Bize Ne Söyler?
Michael L. Morgan’a göre Taylor'un kitabını dikkate değer kılan şeylerden ilki belki de son bir buçuk yüzyılda felsefenin ve dinin en büyük sorunsallarından olan, ahlaki değerlerin içeriği ve temelleri sorununu konu edinmesidir. “Hayatı değerli kılan şeyin ve yaşam biçimimizin normatif statüsünün ne olduğu konusunda en ikna edici açıklama nedir?” “Yükümlülük duygumuzu temellendiren, bizi hayatlarımızı belirli değerlere adamaya sevk eden ve bu tür bağlılıkları gerçekleştirmemiz için bizi güçlendiren veya motive eden şey nedir?” İşte Taylor, bu gibi soruların cevaplarında dine ve inanca eskiden neredeyse zorunlu olarak başvurulurken, uzun zamandır bunun sadece bir seçim olarak görülmesini mümkün kılan çağsal dönüşümün izini sürüyor.
Eserin bir diğer alamet-i farikası ise, bu soruna günümüzde hâlâ dini bir cevap verilmesine karşı önyargılı olmamasıdır. Hatta dini bir çözümü ve özellikle de belli nüanslara sahip Hristiyanca bir çözümü özellikle de ahlaki bir çerçevede pek de çekinmeden savunmasıdır. Bu itibarla Taylor sekülerleşme sürecinin serüvenini hem olanca detayıyla bir anlatı suretinde, hem de kavramsal çerçeveye sahip bir analiz suretinde ortaya koyarken, bunu insanlığın ilerlemesinin tek, doğru ve kaçınılmaz durağı olarak görmemektedir. Dahası "Hiç kimsenin sonucunu öngöremediği yeni bir dinsel arayış çağının henüz başlangıcında" olduğumuz kanaatindedir.