Mantıku’t-tayr - Ferîdüddin Attâr
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, çev. Abdülbaki Gölpınarlı.
Neden Seçtik?
“Şu kuş, bu soruyu iyi ki sordu.”
Evet, Ferîdüddin Attâr’ın da bu eseri kaleme almakla yazın dünyasına farklı bir renk kattığı söylenebilir. Mantıku’t-tayr, sûfî tecrübeyi bir tür görselleştirme ile ele alan klasik tasavvuf metinlerinden biridir. Bununla birlikte, insanın arayışlarını, içsel çatışmalarını, sorularını, düşüş ve kalkışlarını, korkularını ve umutlarını yolculuk metaforu çerçevesinde konuşur. Bu bağlamda, insanın sınırlarını ve imkânlarını kuşların Simurg’a doğru gerçekleştirdiği yolculuk üzerinden temsilî bir anlatımla ortaya koyar.
Tasavvuf literatüründe insanın içsel çalkantıları çoğu zaman soyut kavramsallaştırmaların veya yüksek derecedeki hâllerin anlatımı içerisinde dolaylı biçimde yer alırken, Mantıku’t-tayr bu deneyimi sorular ve hikâyeler aracılığıyla görünür kılar. Böylece, yalnızca teorik bir tasavvuf metni olmaktan ziyade insan hâllerini okurun hayalinde somutlaştırır. Müellifin amacı, okurda arayış bilinci ve arayışı taşıyabilecek sorumluluk duygusu uyandırmaktır.
Bize Ne Söyler?
Mantıku’t-tayr, insanın kendisini ve varoluşunu sorgulamasını teşvik eden bir metin olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, “tasavvuf bize ne söyler” sorusuna, “insan aslında ne söyler” diyerek dipten bir soruyla karşılık verir. Ferîdüddin Attâr’ın anlatısı, insanı bir “soru” hâline getirir. İnsanın iç dünyasında var olan farklı sesleri fark edebilme ve bu seslere eleştirel bir dikkatle yaklaşabilme imkânını sunar. Eserin, bireyin anlam arayışı çerçevesinde yaşadığı zorluklar ekseninde çeşitli disiplinler yoluyla sürdürülen tartışmalara, farklı ve mühim bir bakış açısı katacağı muhakkaktır.
Bununla birlikte eser, Tanrı ile kurulan ilişki biçimlerini de yeniden düşünmeye davet eder. Tekdüze ve mekanik ilişki biçimleri yerine canlı ve dinamik bir zemin önerir. Bu bağlamda her bir insanı biricik olarak düşünmemizi de salık verir. Dolayısıyla kalabalıkların ve çeşitli yapılaşmaların ortasında yer yer unutulan bireyselliği tekrar düşünmeye teşvik eder. Son olarak eser, çeşitli hikâyeler ve sorular aracılığıyla bilgi ve hikmetin “olmak” ile ilişkisini görünür kılarak, bizatihi metnin kendisini de sorunsallaştırır.