Dijital Cehennem – Bir Like’ın Ucuna Yolculuk

Dijital Cehennem – Bir Like’ın Ucuna Yolculuk (L’Enfer Numérique: Voyage au bout d’un Like) Guillaume Pitron, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 3. Basım. Neden Seçtik? “Her dijital işlem, gerçekte bir doğa olayıdır.” Günümüzde bireysel ve kurumsal dijitalleşme her alanda artarken, bu süreçlerin çevresel etkileri neredeyse hiç sorgulanmıyor. Dijital dünyanın “dışarıda”, “fiziki dünyada” olmayan, “sanal” bir varlık sahası gibi düşünülmesi, bu dünyayı mümkün kılan kaynakların son derece fizikî olduğunun sıklıkla unutulmasıyla sonuçlanıyor. Bir başka ifadeyle dijital yaşamın “bulutta” olduğu hissi, bu yaşamı devam ettirmenin çevresel etkilerini biz kullanıcılar için görünmez kılıyor. Dahası, örneğin banka fatura ve hesap özetlerimizi dijital olarak almak suretiyle yahut okumalarımızı matbu eserler üzerinden değil dijital cihazlar üzerinden gerçekleştirerek ne kadar çevre dostu tercihlerde bulunmuş olacağımızın devamlı telkin edilmesi gibi durumlar, yöneldiğimiz dijital seçeneklerin çevresel sonuçları itibariyle masum oldukları gibi yanılgıları besleyebiliyor. “Veri, ne kadar soyut görünse de maddedir: metal, plastik, elektrik ve emek içerir.” Pitron, işte bu yanılsamayı yıkarak dijital dünyamızı mevcut haliyle sürdürmenin çevresel bedellerine dikkat çekiyor. Tüketici konumundaki okura “yeşil görünen dijitalin” aslında doğrudan iklim krizine katkıda bulunan bir yapı olduğunu göstererek farkındalık kazandırıyor. Kitap, sadece bilgi sunmakla kalmıyor; okuyucuyu bireysel ve kolektif olarak sorumluluk almaya davet ediyor ve dikkat edilebilecek pratik önerilerde bulunuyor. Bize Ne Söyler? “Bulut yoktur, başkasının bilgisayarı vardır.” Her dijital eylem fizikseldir: "Bir like bile yerin derinliklerinden çıkarılan metaller, milyonlarca kilometre kablo ve devasa enerji tüketimiyle mümkün oluyor." Veri = Madde + Enerji: Veri soyut değil. Onu taşıyan fiziksel araçlar, üretiminden bakımına kadar büyük ekolojik maliyetlere sahip. Örneğin veri merkezleri dünya elektrik tüketiminin %2’sini oluşturuyor.(2021) Bu oran 2030’a kadar %13’e kadar çıkabilir. Bir tek veri merkezi, küçük bir ülkenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer enerji harcayabilir. “Temiz dijital” bir mit olabilir: Giderek artan çevreci söylemlerle pazarlanan dijital ürünler, çoğu zaman sadece “temiz görünen” teknolojilere dayanıyor. Gerçekte ise nadir metaller, toksik atıklar, su kullanımı ve enerji bağımlılığı söz konusu. Jeopolitik bağımlılıklar: Çin’in nadir toprak elementlerindeki hakimiyeti, Afrika’daki veri merkezi yatırımları gibi meseleler kitabın ana izleklerinden. Yani kitap yalnızca çevresel değil, aynı zamanda jeopolitik bir analiz sunuyor. Kullanıcı değiliz, parçasıyız: Pitron’a göre modern insan dijital sistemin sadece kullanıcısı değil, bu sistemin işleyişine doğrudan katkı sağlayan bir bileşeni. Dijital yaşam tarzımızla sistemin sürekliliğini biz sağlıyoruz. Alternatif bir etik önerisi: Pitron, dijital davranışlarımızı yeniden düşünmemizi istiyor. Gerçekten ihtiyacımız olmayan verileri saklamamak, daha bilinçli çevrimiçi olmak, donanım değişimini yavaşlatmak gibi etik öneriler sunuyor.