Cumhuriyet Türkiye'sinde Bir Mesele Olarak İslam – Prof. Dr. İsmail Kara

Neden Seçtik? “Türkiye’de uzaktan yakından dinle irtibatlı olmayan hemen hiçbir mesele yok gibidir.” Sahasının en yetkin isimlerinden Prof. Dr. İsmail Kara, bu tespitte bulunuyor ve bu tespitin gereğine yakışır şekilde meselelerimizin hak ettiği ciddiyet ve birikim ile ele alınabilmesi için Cumhuriyet Türkiye’sinde bir mesele olarak İslâm’ın serencamını kaleme alıyor. Bir asrı aşkındır “Din ile olmuyor, dinsiz de olmuyor” paradoksunu yaşayan Türkiye halkı olarak bir ikilem ile karşı karşıya olduğumuzu ifade ediyor: “Türkiye kurucu ve yaşatıcı bir(icik) unsur olarak din ve İslâmla olan ilişkisini dünyanın yeni şartlarında ve tedavüle giren yeni kavramlarla bir daha kurmak ve anlamak peşinde” mi olacak? Yoksa “bütün bu cilalanmış sözler; özgürlük, insan hakları, demokrasi, küreselleşme söylevleri, diyalog, bir arada yaşama çağrıları, her şeyin daha anlaşılmaz ve vasıfsız hale gelmesi için yapılan gösteriler, Türkiye’nin ana meselelerini geriye iten göz boyamalar ve bunun için körüklenen, desteklenen teşebbüsler” olarak mı kalacak? Türkiye’de meselelerin ayağa düşürülmesinden, sığ ve samimiyetsiz kamplaşma ve tartışmalardan bıkıp usanmış bir hassasiyete ses vererek “bilgi ve yorumlamaya ahlak, ciddiyet ve aidiyetin eşlik etmesi gerektiğini” vurgulayan yazara biz de katılıyoruz. Bu sebeple de bu sarsıcı, hafıza tazeleyici ve kendi ülkemizi çok daha iyi tanımayı sağlayan eseri Türkiye’nin meseleleri ile ilgilenen tüm ciddi okurlara tavsiye ediyoruz. Bize Ne Söyler? Kara bu kitapta “Cumhuriyet Türkiye’sinin din / İslam merkezli meselelerini ülkemizin kritik dönemlerinden birinde hayati meseleler olarak yeniden ele almaya ve tartışmaya” çalışıyor. İki hacimli cilt halinde sunulan bu muhalled eserin ilk cildinde, “din-siyaset-toplum ilişkileri etrafında, siyasi merkezin, Müslüman halkın ve uluslararası karar merkezlerinin hareketlerini dikkate alarak Diyanet İşleri Başkanlığı, cemaatler – tarikatlar, dinî hayat ve İslamcılık söylemi ile alakalı konular, problemler, tavır alışlar, tartışmalar” yer alıyor. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kısmen veya tamamen değişerek intikal eden ve güncelliğini bugün dahi sürdüren birçok konu, Türkiye’de din meselesinin tarafları dikkate alınarak vukufla ele alınıyor. İkinci ciltte ise “laiklik anlayışı ve politikaları, irtica edebiyatı, din eğitimi, din merkezli siyasallaşma ve dini düşünce – dini yayıncılıkla ilgili konular ve meseleler” yer alıyor. Yazar yüzyıllık bir süreçte çok geniş bir etki sahasına sahip olmuş böyle bir başlığı, “yakın tarihi tecrübeleri ve bu vadideki çalışmaları ciddiyetle hesaba katarak, değerlendirme, yorum ve tenkitleri olabildiğince doğru tasvirlerin ve bilgilerin üzerine inşa ederek, tabiri caizse hesap vererek – hesap sorarak, başkalarının da kendi zaviyelerinden meselelere dâhil olabilecekleri bir vasıfta yapmayı” başarıyor.