Bayatlamayan Sözcük
Üç arkadaş sana geldik, “yetkin insanı arıyoruz” dedik.
Sağına soluna, önüne, ardına baktın, “burada aradığınız yok” dedin.
İki arkadaşım çekip gitti.
Ben, içimden bir ses işittim: “Madem dört yönde de yok, o halde aradığım budur.”
O sese uydum. Sana yöneldim. Elini öptüm.
Kalbinden çözdüğün bir bağı bana atıp kendine bağladın.
“Bu, gelmeyeceğini bildiğin birini beklerken ölmek gibidir” dedin.
Dünyayı Taklit Eden Kitabın Girişi
Tohumla başladı varlık. C, u ve d harfleri bir araya gelip cud olunca varlığın önünde alnını yere koydu. İnsana geçince v, e, c ve d harfleri doğdu, vecd oldu, insanda aracısız biçimde varlığın incelikleri birer birer belirdi. İlkin c vardı, insanlığın sürmesini bu sağlıyordu. Sonra dostun adının gölgesine girdi v harfiyle görünür oldu. Bunun için toprak, su, ateş ve havaya ihtiyaç vardı, onlarsa d harfinden çıktı. C, v ve d harflerinin toplandığı yere varlık deniyordu. Varlığın başındaki v, içteki açılmanın dışta görünmesini sağlayacak olan bu üç harfin birliğini varlık haline getirdi. Varlık, varolanda görünüyordu artık, ona, “var olan” deniyordu ama aslında o da Varlığın kendisiydi. İçi de dışı da Allah’tı onun. “Ben bunu nasıl algılayabileceğim?” diye sordum. “Uzun süre vecd halinde kalman gerekiyor” dedin. “Bunun için yemeden içmeden kesilmelisin, insanlarla görüşmemelisin, bir hücreye kapanıp orada uzun süre kalmalısın. Giderek tine dönüşeceksin, tenden kurtulacaksın. Sonunda tanrılık dünyasının bir parçası olduğunu hissedeceksin. Artık etini bıçak kesmeyecek, soğuktan sıcaktan etkilenmeyeceksin; ‘o ne der bu ne der’den kurtulacaksın, havada uçacak, suda yürüyeceksin. Bunlar da engeldir, onları geçeceksin. Bak bugün güney illerimizin birinde, bir gecekonduda yaşayan üç engelli kardeş, evlerinde yanarak öldü, elektrik kaçağından yangın çıkmıştı, onlara üzüleceksin ama yakanın da yananın da ateşin de O olduğunu düşüneceksin. Yoksullar seni çok üzecek. Yetimler acıtacak. Göçmenlerin durumu canını yakacak. Gazze’de bedenleri parçalanan bebekler yüreğini yoracak. Evsizler, kimsesizler, gadre uğramışlar seni ihtiyarlatacak. Daha neler üzerine çullanacak. Bunları da geçeceksin. Ben demeyeceksin. Ben desen bile, onun başka bir özne olduğunu düşüneceksin. Unutma, sen daima O’nun bıraktığı yerdesin. Nereye gidersen git hep öylesin.
Umulmadık Bir Fragman
Kapızlı’daki yazlık sitenin a blokunun girişindeki dairenin eşiğine bir avuç zehirli ilaç döktü kadın. Karıncalar kaçışmaya başladı. Denizden dönen yaşlı adam, “kızım yapma!” dedi. “Ama mutfağa giriyorlar” diye söylendi kadın. “Çıkarlar merak etme” dedi yaşlı adam, “keşke dökmeseydin.” Kadın, gece düşünde karınca gördü. “Ben” diyordu, “içindeki hırsın suretiyim, beni zehirlemekle onu yok edemezsin!”